NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ BASIN AÇIKLAMASI / 15 AĞUSTOS 2017 DEPREMİ UNUTMA, UNUTTURMA! ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

19 KASIM 2017, PAZAR   

50

BASIN AÇIKLAMASI / 15 AĞUSTOS 2017 DEPREMİ UNUTMA, UNUTTURMA!

    Yayına Giriş Tarihi: 15.08.2017   Güncellenme Zamanı: 21.08.2017 16:44:04  Yayınlayan Birim: ANTALYA ŞUBE  
 

17 Ağustos Marmara Depreminin 18. Yıldönümü nedeniyle 26 Şubemizde eş zamanlı olarak basın toplantısı yapıldı. `Deprem Bir Doğa Olayıdır, Afet Kader Değildir!` konulu Basın Toplantısı Şubemiz Atatürk Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Ayrıca, sorumluluklarımızı hatırlatmak, bilinçlendirmek ve kamuoyunda farkındalık yaratabilmek amacıyla Şube Binamızda` Deprem Fotoğrafları` sergilendi; hazırlanan `Deprem Broşürü` dağıtıldı. Depremi Unutma, unutturma!

15 AĞUSTOS 2017 / BASIN AÇIKLAMASI

"DEPREM BİR DOĞA OLAYIDIR, AFET KADER DEĞİLDİR!"

Önce köpekler havladılar, panik içinde haykırarak duyurdular yerkürenin dibinden gelen esrarengiz homurtuyu…

Derken bir uğultu yükseldi ve toprak derin bir uykudan aniden uyandırılmış gibi öfkeli ışıklar saçarak sarsıldı gürültüyle…

Yeryüzü çatladı!

17 Ağustos 1999 Salı gününün ilk saatlerinde dört Hiroşima atom bombası şiddetinde bir depremle 45 saniye sallandı Türkiye. 45 saat kadar uzundu süre… Birkaç saniye içinde, on binlerce can kör karanlıklar içinde dev kolonların altında sıkışıp kaldı çaresiz. Doğdukları şehir, yaşadıkları ev betondan bir yorgan gibi üzerlerindeydi o an…

Değerli Basın Mensupları

Beton binalarımızın insanlarımızın üzerine yıkılmasının üzerinden tam 18 yıl geçti.

Ülkemizin en doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine kadar yaşayan yakın veya uzak her aileyi derinden etkiledi deprem, herkesi ayağa kaldırdı…

Depremin yol açtığı yıkımlar çok ciddi can kayıplarına ve çok büyük yapı hasarlarına neden oldu. Yapılarda meydana gelen yangın ve kimyasal madde sızıntıları nedeniyle insanlar zehirlendi, çevre felaketleri yaşandı.

Gerek 17 Ağustos Depreminin ortaya çıkardığı gerçekler gerekse meydana gelen diğer depremlerde karşılaştığımız durumlar yapı stokumuzun büyük ölçüde risk taşıdığını, deprem güvenliklerinin olmadığını açıkça ortaya koymuştu.

Bu yıl da 17 Ağustos Depremi`nin yıldönümü nedeniyle bir kez daha depremi hatırlayacağız. Topraklarımızın büyük bir kısmının deprem tehlikesi altında bulunduğunu kısa bir süre sonra maalesef unutacağız.

Deprem bir doğa olayıdır. Bu gerçek kabul edilmeli fakat bilimin ve mühendisliğin gerekleri de yapılmalıdır. Depremle birlikte ortaya çıkan can ve mal kayıplarını  "kadere" bağlayarak sorumluluktan kaçıp kurtulma anlayışı doğru değildir. Her afetten sonra sık sık yapılan "yara sarma" anlayışının dışında bilimin, tekniğin, mühendisliğin ve aklın gerektirdiği işlerin yapılması öncelikler arasında yer almalıydı. Yapılarımızın deprem riski taşıması değil deprem güvenliği olacak şekilde üretilmesi gerekirdi. Bu anlayış doğrultusunda alınacak önlemlerle deprem zararlarını kabul edilebilir sınırlara indirmek mümkün olabilirdi.

            Ülkemizi, kentlerimizi, yapılarımızı depreme karşı hazırlamanın üç temel yolu bulunmaktadır. İlki mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi, onarılması ve güçlendirilmesidir. İkincisi, yeni yapılacak olan yapıları; bilimin, tekniğin ve mühendisliğin ortaya koyduğu ilkeleri yapı üretim sürecinin içine sokmaktır. Ayrıca ortaya çıkabilecek riski azaltmak için yapıların sigorta kapsamına alınması da deprem zararlarını azaltmanın bir yolu olarak söylenebilir.

             Değerli Basın Mensupları

Odamız, deprem gerçeğinin bilinmesine yönelik birçok çalışmaya katılarak bilgi ve deneyimini tüm katılımcılarla paylaşmış, depreme ve deprem zararlarının azaltılmasına ilişkin çok sayıda panel, sempozyum ve konferans düzenlemiştir. Yapılan bu çalışmaların ortaya çıkarmış olduğu gerçekleri sıralarsak:

-Mevcut yapı stokunun deprem güvenliği yoktur. Bu yapıların bir an önce güçlendirilmesi gerekmektedir.

-Onarım ve güçlendirme çalışmaları rasyonel değilse yıkılıp yeniden yapılmaları sağlanmalıdır.

-Yeni yapılan ve yapılacak yapıların yeterli ölçüde mühendislik hizmeti alması ve denetlenmesi ihmal edilemez bir zorunluluktur.

-Mal sahibi adına kendisini denetleyecek olan yapı denetim kuruluşunu müteahhitler belirlemektedir. Bu sistemin acil olarak değişmesi gerekmektedir.

-Yapı denetim ücreti son derece yetersizdir.

-Denetim sürecinde bulunan meslek insanlarının mesleki yeterlilikleri, meslek odası tarafından belgelenmemektedir.

-Meslek odaları yapı üretim sürecinin dışına itilmiştir.

-Yetkin mühendislik yasası tüm uğraşılara rağmen çıkarılmamıştır.

-1938 yılında çıkarılan, sadece diploma almaya bağlı olarak hizmet üretilmesini sağlayan  "Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun" değiştirilmemiştir.

-Kentleşme süreci ile ilgili olarak ya sağlıklı planlar üretilmemiş ya da üretilmiş olsalar bile uygulama noktasında "rant" kavramı devreye girmiştir.

Ne yazık ki yapılmış olan bu çalışma ve ortaya çıkarılan raporlarda bulunan değerli bilgiler dikkate alınmamış ve bu çalışmaların yapılmasına öncülük eden kadrolar da ilgili bakanlıklardan ve yerel yönetimlerden tasfiye edilmişlerdir.

Yöneticilerimizin, yerel ve genel iradenin deprem gerçeğiyle yüzleşme zamanı gelmiş ve maalesef geçmiştir. Marmara Depreminin 18. Yılında bir kez daha hatırlatma gereği duyuyoruz. Kent politikaları ve yapılaşma, bilime, tekniğe ve akla uygun bir perspektif ile rant için değil toplum yararı için ele alınmalıdır.

Değerli Basın Mensupları,

Akdeniz`e bir kısrak başı gibi uzanan Anadolu Yarımadası sürekli sallanmaktadır. Bu doğal bir durumdur. Güney-Batı Anadolu, Ege-Akdeniz kesişimi, Yunanistan`ın güney kısmı tamamen deprem bölgesidir. Ülkemiz ve şehrimiz sürekli olarak bu depremlerin tesiri altındadır.

 Özellikle 4. Derece deprem bölgesinden 2. Derece deprem bölgesine düşürülen Şehrimiz açısından deprem bir gerçektir. 1998`de yürürlüğe giren Deprem Yönetmeliği öncesi 4. Derece deprem bölgesi koşullarına göre projelendirilen yapıların, 2. Derece deprem bölgesinde oluşacak bir depreme nasıl tepki vereceği maalesef bilinmemektedir. Bu nedenle İvedi olarak bir Deprem Master Planı yapılmalıdır. Yıllardır her 17 Ağustos`ta Deprem Master Planı yapılması ısrarımızı sürdürmekteyiz. Sene 2017;

Hala Deprem Master Planı yoktur.

Hala bizlerin ve Antalya`da yaşayanların bildiği Afet Toplanma Alanlarımız yoktur.

Hala doğal afet senaryoları üzerinden yapılması gereken tatbikatlar gerçekleştirilmemiştir.

Hala göğsümüzü gere gere uygulamaya koyabileceğimiz bir Kentsel Dönüşüm Master Planımız yoktur.

Hala bilim ve mühendislik ilkeleri çerçevesinde yapılan tüm Master Planların içerisinde yer aldığı bütüncül bir nazım imar planımız yoktur.

Enerjimizi ve zamanımızı çılgın projeler yerine ayakları yere basan şehrimizi daha bir yaşanılır kılacak olan gerçekçi projeler için harcamalıyız.

İnşaat Mühendisleri Odası, yapı üretim süreci tüm eksiklerinden arındırılıncaya kadar, yapı stoku iyileştirilinceye, güvenli ve sağlıklı yapılar üretilinceye ve mühendislik hizmeti almadan üretilmiş tek bir yapı kalmayıncaya kadar çalışmalarını sürdürecektir. Bu nedenle  depremi unutmayacağız, unutturmayacağız!..

Ülkemizin ekonomik-sosyal-siyasal çalkantılı döneminde deprem tehlikesine dikkat çekmenin, deprem duyarlılığını artırmaya gayret etmenin toplumsal ve insani bir sorumluluk olduğunu biliyor ve bu sorumluluğu taşımaya kararlı olduğumuzu kamuoyuna duyuruyoruz.

İnsan hayatı değerlidir; siyasetçilerin oy kaygısına, sermayenin kar hırsına, niteliksiz mühendislik hizmetine ve denetimsizliğe terkedilemez.

Depremle mücadele yara sarmak değil, yara açmamak için önlem almaktır.

Gelecek depremin ne zaman olacağını bilemiyoruz ancak bilim bize depremle güvenli yaşamayı sağlayabilir.

                                                                                                                     

Farkındalık, Bilinç Ve Sorumluluk Hayat Kurtarır…

 

 TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI ANTALYA ŞUBESİ

15. DÖNEM YÖNETİM KURULU

Mustafa BALCI- Ahmet EVCİ -M. Murat AYHAN-Umut TURAN – H. Faruk KARA-Murat YILMAZ- Volkan KILIÇARSLAN

Berk ERKAYA-Osman SÜTÇÜ-Rıfat TÜR-Deniz BAYRAKTAR-H. Can ÇİVİK- Barış CIRIK-M. Kubilay KARAKÖSE

 

 




Okunma Sayısı: 52

Antalya Şube Kaynaklı Haberler »
Tüm Haberler »

Sayfayı Yazdır