NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ ODAMIZ 63 YAŞINDA / 19 ARALIK 2017 ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

18 OCAK 2018, PERŞEMBE   

1

ODAMIZ 63 YAŞINDA / 19 ARALIK 2017

    Yayına Giriş Tarihi: 20.12.2017 00:00   Güncellenme Zamanı: 21.12.2017 08:27:23  Yayınlayan Birim: ANTALYA ŞUBE  
 

Odamızın 63. Şubemizin 29. Kuruluş Yılı kutlu olsun!

ODAMIZ 63 YAŞINDA / 19 ARALIK 2017 

Odamızın 63. Kuruluş yıldönümünü 19 Aralık 2017 tarihinde Şubemiz Atatürk Konferans Salonunda düzenlenen törenle kutladık. Törende, Meslekte 60 yılını dolduran üyemize "Plaket ve Rozet", 40 yılını dolduran üyelerimize "Onur Belgesi, Plaket ve Rozet", 25 yılını dolduran üyelerimize "Hizmet Belgesi ve Rozet", aramıza katılan en genç üyemize "En Genç Üye Plaketi, Baret ve Rozet" takdim ettik. Tören sonrası verilen kokteylde, bol bol sohbet ettik, hasret giderdik, dayanışma ruhumuzu geliştirdik. 

Devlet Senfoni Orkestrası sanatçılarının klasik müzik dinletisiyle başlayan kutlama programında konuşan Şube Başkanımız Mustafa BALCI, ülkemizin içinde bulunduğu durum, meslek, meslektaş ve çevre sorunları ile ilgili görüşlerini paylaştı.

Yönetim Kurulu Başkanımız Mustafa Balcı`nın Açılış Konuşması:

Sayın Muratpaşa Belediyesi Başkan Yardımcısı ve Kepez Belediyesi Meclis Üyesi, İMO Isparta, Burdur, Alanya, Manavgat, Serik, Finike Temsilcilik kurullarımızın değerli üyeleri, kıymetli meslektaşlarım, saygıdeğer misafirler, basınımızın güzide temsilcileri, hanımefendiler, beyefendiler; 

İMO Antalya Şubesi Yönetim Kurulu adına hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum… Hoş geldiniz, Şeref verdiniz…

Odamızın 63, Şubemizin 29. Kuruluş Yılı ve Mesleğinizde 25, 40, 50, 60 yılınız kutlu olsun…

Değerli Meslektaşlarım…

Duayen diye tabir etmekten gurur duyduğum sizleri burada görmekten dolayı duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum… Sizleri burada, yuvanızda, yuvamızda yan yana, omuz omuza görmek çok önemli inanın… Belki de birçoğunuz uzun yıllar sonra bu kapıdan ilk defa içeriye girdiniz… İyi ki girdiniz, iyi ki geldiniz, hoş geldiniz…

İnsan yaşamını direkt ilgilendiren, insanın yaşadığı her bir ana, her bir noktaya bizzat dokunan bir mesleğin insanları olarak burada olmaktan, burada birlikte olmaktan dolayı mutlu ve gururlu olduğumuzu düşünüyorum…

Değerli Meslektaşlarım…

Ülkemizin, çok ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunduğu bir süreçte sizlerle birlikteyiz… Gönül isterdi ki; savaşlardan ve terörden arınmış bir dünyada, ekonomik sıkıntıların ve işsizlik sorunlarının asgariye indirildiği, meslektaşlarımızın her birinin ve ailelerinin insana yakışır bir yaşam sürdüğü, insanlarımızın IMF`nin satın alma gücü paritesine göre 2017 yılı kişi başına milli gelirimiz olarak açıkladığı 25 bin 780 doların, yani yaklaşık 100 bin Türk Lirasının refahını hissettikleri, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk`ün hedef gösterdiği, muasır medeniyetler seviyesine doğru, güven ve huzur içerisinde hızla yol aldığımız bir süreçte sizlerle birlikte olalım… 

Değerli Meslektaşlarım…

Ülkemiz, Ortadoğu ve Türkiye`deki yeniden yapılanma sürecinde büyük bir kargaşa ve ateş çemberi içerisindedir. ABD`nin yeni başkanı Trump, İsrail`in Kudüs`ü başkent ilan eden kararını tanıyarak Ortadoğu`ya pimi çekilmiş bir bomba bıraktı. Ülkemizin başını çektiği ve dönem başkanlığını yaptığı İslam İşbirliği Teşkilatı ivedi olarak toplanıp ABD`nin bu kararının kabul edilemez olduğunu açıklayarak tepki gösterdi… Fakat Müslüman ülkelerin tepkisini, tavrını kimse ciddiye almıyor. Çünkü dünya meselelerinde devletler gücü oranında söz sahibi oluyorlar. Yani haklı olmak yetmiyor, güçlü olmak da gerekiyor... Kabul edelim ki 56 Müslüman ülkeden tek bir tanesi bile bu anlamda bir varlık gösteremiyor… Teknolojide, bilimde, sanatta, edebiyatta, eğitimde… Her alanda görülen korkunç bir geri kalmışlığın ve bağnazlığın neden olduğu güçsüzlük var. Ülkemizi, topraklarımızı, değerlerimizi, geleceğimizi ve tabii ki inancın önem atfettiği değerleri korumak için güce ihtiyacımız var. Bilim, teknoloji, felsefe, sanat, eğitim, tarım… Her alanda varlık göstermeye ihtiyacımız var…

Değerli Meslektaşlarım, Kıymetli Misafirler…

Birincil sorunumuz Yurt içinde yaşanan kamplaşmaya dayalı olarak gelişen terör ve kavga ortamı ile Ortadoğu`da yaşanan savaşlardır. Türkiye, kendi varlığını tehdit eden saldırılar karşısında meşru müdafaa hakkını kullanmak zorunda kalmadığı, hukuki, yasal ve anayasal zorunluluklar dayatmadığı sürece savaştan hep uzak kalmıştır, uzak kalmaya da devam etmelidir.

Siyaset; ırk, din ve mezhep siyaseti olarak şekillendirilmemelidir. Siyaset; etnik kimliği, dini, mezhebi siyasetin dayanak noktası haline getirmemelidir. Her ırktan, etnik kökenden, her inançtan, her mezhepten insanların bir arada yaşadığı Anadolu coğrafyası siyaseti anlayışı hâkim kılınmalıdır. Siyasetin bir uzlaşma sanatı olduğu ise kesinlikle unutulmamalıdır… Hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı olmazsa olmazımız olmalıdır… Hesap veren bir siyaset anlayışına ihtiyaç vardır. İşini iyi yapamayan siyasetçinin yerine işini iyi yapanın tercih edileceği bir siyasi arena yaratılmalıdır... Özgürlüğü, eşitliği, hukuku, toplumsal barışı yok eden politikalar ve siyasetçiler güçlü ülke olmanın önündeki en büyük engeldirler... Siyasetçilerin ana hedefi mutlaka ama mutlaka halkın refahı, mutluluğu ve kardeşçe bir arada yaşaması olmalıdır. 

Türkiye, Mustafa Kemal`in "Yurtta Barış, Dünya`da Barış" anlayışı ile varlığını devam ettirmelidir...

Sevgili Meslektaşlarım…

İnsanlığın evrim süreci içerisinde diğer canlı türlerinden ayrılması, toplumsal bir yaşam sürmeye başlaması ve bu toplumsal yaşamın sürdürülebilir olması için aklını giderek daha fazla kullanmaya başlaması, medeniyetin başlangıç noktasını oluşturmaktadır… İnsanlık, doğanın ve çevresel faktörlerin belirleyiciliğinden kurtulmak için aklını ve yaratıcı gücünü kullanma becerisini geliştirmiştir… Bu beceri sayesinde, ilkel inşaat faaliyetlerinden, günümüzün metropollerine ve karmaşık yapılarına kadar uzanan süreç yaratılmıştır…

İnsanların soyut düşünme kapasitelerinin artması, hesap ve ölçme tekniklerinin gelişmesi, sayı ve matematik bilgisinin ortaya çıkması, matematik ile doğa arasında ilişki kurulması ve nihayet fizik biliminin kullanılmaya başlanması, yapıların daha büyük, daha karmaşık ve daha dayanıklı hale gelmesine neden olmuştur… Denilebilir ki, medeniyet ve inşaat birbirini büyüterek gelişmiştir… İnsanlık tarihinin ilk dönemlerindeki ilkel barınaklardan, günümüzün yüksek teknolojili yapılarına kadar tüm mühendislik faaliyetlerinin ortak unsurları, doğanın insan ihtiyaçları için dönüştürülme çabası olmuştur… İnşaat mühendisleri, teknik bilgileri ve yaratıcı zekâları ile bu medeniyet mücadelesinin en önemli kurucu özneleri arasında yer almıştır… Dolayısıyla İnşaat Mühendisleri, sadece yapıların değil, bütün olarak toplumsal yaşamın inşasında da büyük pay sahibidir…  Yapıyla kurulan ilişki, aslında toplumla kurulan ilişkinin bir nevi türevidir. İnşa edilen her yol, sadece coğrafyaları değil, insanları birbirine bağlar… İnşa edilen her bina, sadece kumu – demiri – çimentoyu değil, seni – beni – onu bir araya getirir… İnşa edilen her baraj, sadece akan suyu değil, gelişen toplumu bir arada tutar… 

Sevgili Arkadaşlarım, Kıymetli Büyüklerim…

19 Aralık 1954 tarihinde kuruluşu ilan edilen Odamızın bu yıl 63. yıldönümünü kutluyoruz. İlk genel kurulumuzda ifade edildiği gibi "temennilerimiz hâlâ hudutsuz", "mesleğimize ve meslek odamıza inancımız ve güvenimiz tam", "geleceği kazanma irademiz güçlüdür", güçlü olmak zorundadır…

Her kuruluş yıldönümünde bu gerçeğin bilincine varmak, mesleki-politik hattımızı bu bilinçle belirlemek, insani-toplumsal ve etik yönümüze bir kez daha vurgu yapmak, geçmiş ile gelecek arasında kurulacak köprünün ayaklarını sağlam temellere oturtma gayretinin bir başka ifadesi olarak görülmelidir.

Meslek alanımızı ve meslektaşlarımızı kapsayan ulu bir çınar olmanın çok ötesinde Odamızın tarihi; fedakârca, cefakârca, özel hayatından taviz vererek, gecesini gündüzüne katarak çalışan inşaat mühendislerinin öyküsünü anlatmaktadır. Öykünün en anlamlı yerinde mesleğe bağlılık, mesleki itibarı ve niteliği yükseltme azmi bulunmaktadır. Tarihimizi değerli kılan, Odamızı meslek alanımızın vazgeçilmezi yapan, mesleğe tutkuyla bağlı olma duygusudur.

Bu nedenledir ki, kuruluş yıldönümü çerçevesinde meslekte 25, 40, 50 ve 60 yılını tamamlayan üyelerimize takdim edilen belgeler, Odamızın sadece vefakâr yönünü resmetmekle kalmamakta, aynı zamanda tarihimizi yaratanlara mütevazı bir teşekkür anlamı taşımaktadır.

Oda tarihimizi ortak emekle yaratılan bir değer gibi görüyorsak, Odamızın bugün karşı karşıya bırakıldığı sorunlarının dayanışma ilişkisiyle aşılacağına da inanıyoruz demektir. Ülkemizin nitelikli inşaat mühendisliğine ve meslektaşlarımızın da güçlü bir meslek örgütüne ihtiyacı olduğuna inanıyorsak; mesleğimizi itibarsızlaştırmak, Odamızı etkisizleştirmek, kamusal denetim kanallarını kapatmak amacıyla gerçekleştirilen mevzuat değişikliklerine karşı direnme hakkımızı da, mesleğe ve meslek odamıza sarılarak hayata geçirebileceğimizden hiç şüphemiz yoktur...

Kuruluş yıldönümü etkinlikleri direnme hakkının işaret fişeği olarak görülmelidir. Çünkü inşaat mühendisliği uygarlıkları var eden ve geleceğe taşıyan yegâne meslek olmanın ağır sorumluluğunu omuzlarında taşımaktadır.

Unutmayalım: eşitlikçi, adaletli, barışçı, refah seviyesi yüksek bir toplumsallığın yaratılması, güvenli ve nitelikli bir yaşamın kurulması sorumluluğunu omuzlarında taşıyan inşaat mühendislerinin tek ve merkezi örgütü İnşaat Mühendisleri Odasıdır.

Değerli Meslektaşlarım…

Mühendislik eğitimini de içine alacak şekilde, bütün bir eğitim süreci sorun ve sıkıntılar içindedir. Eğitimdeki nitelik kaybı, hemen her ilde açılan üniversiteler, "gecekondu" tabir edilen yerleşkelerde eğitim veren mühendislik fakülteleri, mühendislik eğitiminin sorunları dağ gibi dururken mühendis mezun edecek teknoloji fakültelerinin açılması, teknik öğretmenlere mühendislik unvanı verilmesi, Türk Silahlı Kuvvetleri istihkâm subaylarının da inşaat mühendisi sayılması, yabancı mühendislerin çalıştırılmasıyla ilgili düzenlemeler mühendis sayısındaki kontrolsüz artışın sebepleri olarak maalesef karşımızda durmaktadır. Mesleğimizi bekleyen tehlikeler ve gelecek kaygısı, mühendis sayısındaki artışın etkileri, inşaat mühendisliği mesleği için birçok olumsuzluğu da beraberinde getirdi.

1954 yılı 19 Aralık tarihinde kurulan ve 63 yılı geride bırakan bir mesleğin mensupları olarak, giderek artan öğrenci kontenjanlarıyla inşaat mühendisliği bölüm ve programlarına çok sayıda ve oldukça düşük puanlarla öğrenci alınmasının sürdürülemez olduğunun altını çizmek isteriz. Fiziki şartları yetersiz, laboratuvarı ve akademik kadrosu oldukça zayıf, öğrenci sayısı fazla olan, sadece diploma almaya dayalı bir eğitim ve öğretim düzeyi, can ve mal güvenliğini sağlayacak bir mesleğin evrenselliğine ve ilkelerine uygun düşmüyor. Sürekli eğitim bilinci kazanılmış, etik bir bakışı göz ardı etmeyen, kaliteli bir eğitim sürecinden geçen, yeterli sosyal yaşam koşullarına erişmiş inşaat mühendislerine ihtiyaç vardır.

Mühendis sayısının hızla artmasına paralel olarak yaşanan mesleki değersizleşme, mühendislerin her türlü ayrıcalığını ortadan kaldıran bir düzeye erişmiştir… Teknolojik tekelleşme ve merkezileşmede yaşanan yoğunlaşma teknik elemanlar açısından bir farksızlık eşiği ve tekniğe duyarsızlık yaratmıştır… 

Mühendisleri, özel sektörde birbiriyle rekabet eden, birbirinin elinden iş kapmak zorunda olan birer işgücü haline dönüştüren sistem, tüm gücünü üyelerinin dayanışmasından alan meslek odalarının altını büyük oranda boşaltmıştır… Birçok yetkileri elinden alınmaya ve işlevsizleştirilmeye çalışılan Odamızın, yeni dönemdeki öncelikli fonksiyonu meslek etiğinin korunması olmalıdır… Her türden ahlak anlayışının yerle bir olduğu, paranın gücünün her şeyi satın almaya muktedir olduğu bir dönemde meslek etiğine sahip çıkmak Odamızın ve üyelerimizin öncelikli görevi olmalıdır. 

Değerli Arkadaşlarım…

İnşaat sektörü Türkiye Ekonomisinin lokomotifidir. Ancak sektör planlı, denetimli ve sürekli olmalı, nitelikli elemanlar nezaretinde icra edilmelidir. Oysa dünyada eşi benzeri olmayan bir müteahhitlik sistemimiz var. Yapı denetim sistemi her geçen gün meslektaşlarımıza sorunlar getirmektedir. İşçi sağlığı ve güvenliği hala istenilen düzeyde değil; tarım alanları imara, AVM`lere, rezidanslara açılıyor, tarım dışı amaçlar için kullanılıyor; her dereye HES`ler yapılıyor, dere yatakları kurutuluyor, doğal yaşam yok ediliyor; maden arama ve çıkarma bahanesiyle dağlarda onarılmaz yaralar açılıyor;          taş ocaklarının toz bulutları yaşamımızı olumsuz etkiliyor; Plansız ve düzensiz kentleşme, tarım arazileri üzerine yerleşim planlarının uygulanması, orman alanlarının yok edilmesi, dere yataklarımıza ve kıyılarımıza bilinçsizce yapılan müdahaleler sonucunda, ülkemizde yağışlar maalesef can, mal ve toprak kayıplarına neden olan sel felaketlerine dönüşebiliyor.

Meslekte 25, 40, 50 ve 60 Yılına Ulaşan Sevgili Meslektaşlarım…

> Hizmet üretim sürecinde doğal çevrenin ve sizlere sunulan kaynakların hep koruyucuları oldunuz.

> Doğal olaylarla birlikte, diğer teknolojik tehditlerin ortaya çıkaracağı tehlikelerin yaratacağı risklerin hep yöneticileri oldunuz.

> Çevre ve alt yapı politikalarının belirlediği tartışmalarda bilgisiz, fakat mührü elinde tutanları maalesef çoğu zaman aşamadınız.

> Bilimsel ve teknik konularda karar oluşturma süreçlerinde bilgi ve birikiminizi maalesef çoğu zaman kullanamadınız.

> Sadece mesleki konularda değil, demokrasi ve insan haklarının geliştirilmesine hep katkı koyma çabası içinde oldunuz.

> Dağda, taşta, su altında ve su üstünde, her türlü doğa koşullarını aşarak mesleğimize ve ülkemize önemli katkılarda bulundunuz. Bu arada meslekte 25 yılı, 40 yılı, 50 yılı ve 60 yılınızı da geride bıraktınız.

> 19 Aralık 1954 yılında kurulan ve 63 yılı geride bırakan Odamıza ve mesleğimize hizmet ettiniz.

Bu nedenle her türlü övgü ve teşekkürü hak ettiniz.

Bundan sonraki yaşamınızda çocuklarınızla, eş ve torunlarınızla, dost ve arkadaşlarınızla sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürdürmenizi diliyoruz. İnşaat mühendisliğinde emeklilik olmaz anlayışıyla yeni hizmet üretim sürecinden kopmayacağınızı da biliyoruz. Daha önünüzde yıllar var. Yapacağınız ve yapacağımız çok iş var.

Değerli Meslektaşlarım,

Güzel günlere olan inancımla sözlerime son verirken sizleri direnç, inanç ve kararlılıkla bir kez daha selamlıyorum.

Aklımızın ve umudumuzun yolu açık olsun...

Odamızın 63. Şubemizin 29. Kuruluş Yılı Kutlu Olsun!

 

 

 


Okunma Sayısı: 126

Antalya Şube Kaynaklı Haberler »
Tüm Haberler »

Sayfayı Yazdır