NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ İSTANBUL KANAL PROJESİ NEDEN YAPILMAMALIDIR? ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ARAMA   WEBMAIL   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

22 OCAK 2020, ÇARŞAMBA   

14

İSTANBUL KANAL PROJESİ NEDEN YAPILMAMALIDIR?

    Yayına Giriş Tarihi: 12.12.2019 00:00   Güncellenme Zamanı: 12.12.2019 10:17:51  Yayınlayan Birim: ANTALYA ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 12.12.2019 10:17:04

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Cemal Gökçe`nin İstanbul Kanal Projesiyle ilgili yaptığı açıklama. 11.12.2019

 

İSTANBUL KANAL PROJESİ NEDEN YAPILMAMALIDIR?

Yıllardır ilgi alanımız içine sokulan fakat uzun bir süredir uykuda tutulduğu anlaşılan İstanbul Kanal Projesi uykudan uyandırıldı. Bir kez daha ülkemizin gündemine oturdu. Gerçekten yapılmak istenen "İstanbul Kanal Projesi "olmazsa olmaz bir proje midir?" Yoksa yapılmaması gereken bir proje midir? İlgililer tarafından söylendiği gibi bu projenin amacı; İstanbul Boğazından geçen gemilere geçiş kolaylığı sağlayarak kazaları önlemek ve gelir elde etmek için yapılan bir proje midir?

Karadeniz ve Marmara Denizi`nin özelliklerini bilimsel olarak ortaya koyan bilim insanlarının çalışmalarını dikkate almak gerekiyor. Karadeniz`in nehirlerle beslenen tatlı suyu, Akdeniz`den gelip alt akıntı ile Karadeniz`e giren tuzlu su ile tuzlanmaktadır. Ayrıca sürekli olarak Karadeniz`in besin bakımından zengin olan üst akıntısı Marmara Denizi`ne akarak Marmara Denizi`ni besin bakımından daha da zengin hale getirmektedir. Bu zenginlik bir yanıyla Marmara Denizinin oksijeni oldukça az olan alt tabakasının üzerini kaplayarak havasız bırakmaktadır.

Kanal Projesi yapılırsa, organik maddeler bakımından oldukça zengin olan Marmara denizinin suyu, 25 metre derinlikteki Kanal suyu üst akıntısının Marmara Denizine girmesiyle, Marmara`nın oksijen bakımından oldukça yetersiz olan alt suyunu daha fazla baskı altına alarak tümüyle oksijensiz bırakacaktır. Bu durum Marmara Denizi`nin alt tarafında bulunan suyun kimyasal yapısını daha da bozacaktır. Açıkçası İstanbul Boğazı Karadeniz`e nehirlerle gelen sular ile Akdeniz`den Marmara Denizi`ne gelen sular arasında bir denge oluşturmaktadır.

Kanal Projesi, hangi planın ve planlamanın bir ürünüdür? Doğru bir kentleşmeyi ortaya koymak için öncelikle bilimsel ölçüler içinde bir planlamanın yapılması gerekmektedir. Oysa bu proje ilgililer tarafından sadece Karadeniz ile Marmara Denizini birleştiren bir suyolu projesi olarak sunulmaktadır. Bölgenin ekosistemi ile birlikte Trakya ve İstanbul`un geleceği açısından konuya bakılmamaktadır. Sulak alanların içi ve dışı düşünülmemektedir. Anlaşılıyor ki; orman alanları, tarım alanları, meralar ve kıyıların yapılaşması için yeni araçlara ihtiyaç vardır.

İnşaat sektörüne yeni kaynaklar yaratmak için İstanbul ve Trakya`nın bugünkü varlığını sürdürmesine ihtiyaç yoktur! İnşaattan belirli kesimlere aktarılacak kaynak için İstanbul ve bütünüyle Trakya gözden çıkarılabilir! Bugüne kadar ülkemizin çok değerli varlıkları gözden çıkarılmadı mı? Fakat Trakya ve İstanbul`un tümüyle gözden çıkarılması ülkemize yapılacak olan çok büyük bir ihanet olur. Zaten "kentlerimize ve İstanbul`a ihanet ettik" denmemiş miydi? Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Dursunköy ile Arnavutköy arazisinde 2018 yılında 1/100.000 ölçekli İl Çevre Düzeni Planı değiştirilerek 279.66 ha alanın imara açılmış olması bu bölgeye ilişkin bir bakışı ortaya koymaktadır.

Altını kalın çizgilerle çizmek gerekir ki bu proje; 3. Köprü, 3. Havalimanı ve Çanakkale Köprüsü ile birlikte bölgeyi inşaat sektörünün bir arazisi haline getirme projesidir. Bir suyolu projesi değildir? Bölgede oluşturulacak yeni bir kent, İstanbul`un altyapı sorununu daha da büyütecektir. Önemli ölçüde arsa ve arazi kapatanlar bugün bile 3. Köprü, 3. Havalimanı ve Kanal Projesini göstererek bu eksende reklam yaparak inşaatlarını satmaya çalışmaktadırlar.

Bilinmesi gerekir ki su kanalı deniz seviyesine kadar kazılacağı için bu kanal bir drenaj sistemi gibi çalışacaktır. Kanal çevresinde doğal olarak bulunan yer altı su rezervuarlarını tahrip ederek, çevrenin tuzlanmasına neden olacaktır. Deniz suyu ile tatlı su birbirine karışacaktır. Deniz ekosistemi ile kara ekosistemi iç içe geçecektir. Ayrıca, Küçükçekmece Gölü, Sazlı Dere ve Terkos Barajı özelliğini yitirerek tuzlanacaktır. Trakya Bölgesinde bulunan tarlalar sulanamayacak bölge çoraklaşacaktır. Ayrıca kanal kazısı yapılırken iş makinaları ve patlayıcı maddeler kullanılacağı için çevrenin ekosistemi ile birlikte fauna ve florası bozulacaktır. Kanal çevresine ve kıyılara yapılacak inşaatlarla yeni bir kent yaratılmış olacaktır. İstanbul`un nüfusu 25 milyon olacak, Trakya ile birlikte bölgenin nüfusu 40 milyona ulaşacaktır. Bu proje Trakya Havzası ile birlikte İstanbul`un bitmesine neden olacak bir projedir. Zaten bu bölgede yeni bir kentin yaratılacağı açıklıkla ifade edilmiştir.

Melen Barajı`nın gövdesindeki çatlak nedeniyle İstanbul`a su verilememektedir. İstanbul`a su veren diğer barajların devre dışı kalmasıyla, var olan su kaynaklarının İstanbul`un su ihtiyacını karşılaması mümkün değildir. Bugün bile İstanbul`a su veren barajların su seviyesi oldukça düşmüştür. Umutlar yağacak olan yağmur ve kara bağlanmıştır. Yapılacak olan Kanalın yer altı su dengesini bozarak tuzlanması, barajların bir kısmının servis dışı kalması nedeniyle var olan su kaynaklarının bugünkü nüfusa bile yetmeyeceği açıkken, 40-45 milyon nüfusa çıkacak olan İstanbul ve Trakya`nın su ihtiyacı nasıl karşılanacaktır?

45 kilometre uzunluğunda yapılacak olan bu kanal projesi tarım alanlarını parçalayacak, kanal üzerinde 7 ile 9 köprünün yapılması gerekecektir. Kanal ile Boğaz arasındaki bölge bir ada haline dönüşeceği için tüm ulaşım sistemleri değişecek ve yeni sorunlar yaşanacaktır.

Kanal kazısından çıkan toprakla Marmara Denizinde adalar yapılarak yerleşime açılacağı ifade edilmektedir. Marmara Denizinin içinden geçen fay hattının üreteceği 7 ve üzeri büyüklükteki bir deprem, bu adaların denizle buluşmasına ve batmasına neden olacaktır. Dolgu alanları üzerine yapılan yapıların büyük ölçüde denizle veya su ile buluştuklarını biliyoruz.

Sonuç olarak söylemek gerekir ki 2007 yılından buyana İstanbul Boğazı`ndan geçen gemi sayısının azaldığı biliniyor. 2007 yılında 56.606 olan yıllık Boğaz trafiği, 2018 yılında 44.000 mertebesinde olmuştur. Ayrıca, teknolojik düzeyde ortaya çıkan gelişmeler İstanbul Boğazı`nda karşılaşılan kazaları önemli ölçüde azaltmıştır. Yine petrol taşımacılığında boru hatlarının yapılması da deniz trafiğinin yükünü azaltmaktadır. Gündem de olan Samsun – Ceyhan petrol boru hattının yapılması durumunda Boğaz`daki tanker trafiğinin önemli ölçüde azalacağını bilmek gerekiyor.

• Altı çizilmesi gereken konu şudur: Kanal Projesi bir ulaşım projesi değildir. İstanbul Havalimanı, 3. Boğaz Köprüsü ve Çanakkale Köprüsü ile birlikte, İstanbul`un kuzeyinde ve Trakya Bölgesinde yapılaşmamış alanları imara açacak olan yeni bir rant ve emlak projesidir. İstanbul ve Trakya`nın yok oluş projesidir. Ülkemizin milyarlarca dolar parası olsa bile bu proje yine yapılmamalıdır. Yapılması halinde ortaya çıkacak olan kayıpları karşılayacak bir model ve sürdürülebilir bir gelecek yoktur.  11.12.2019

 

Cemal GÖKÇE

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı


Okunma Sayısı: 25

Antalya Şube Kaynaklı Haberler »
Tüm Haberler »

Sayfayı Yazdır