İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ARAMA   WEBMAIL   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

02 ARALIK 2020, ÇARŞAMBA   

47

ANTALYA MESLEK ODALARI EŞGÜDÜM KURULU BASIN AÇIKLAMASI / 04 KASIM 2020

    Yayına Giriş Tarihi: 05.11.2020 00:00   Güncellenme Zamanı: 05.11.2020 18:25:16  Yayınlayan Birim: ANTALYA ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 05.11.2020 18:25:10

AŞILANMA BİR SAĞLIK HAKKIDIR.

ANTALYA MESLEK ODALARI EŞGÜDÜM KURULU BASIN AÇIKLAMASI / 04 KASIM 2020

AŞILANMA BİR SAĞLIK HAKKIDIR.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından 10 Mart 2020`de "pandemi" olarak tanımlanan yeni tip koronavirüs hastalığı hala tüm dünyada artan bir yoğunlukta devam etmektedir. Ülkemizde de haziran ayı itibariyle, ekonomik gerekçelerle başlatılan "normalleşme" süreciyle birlikte, AVM`lerin açılması, düğün, sınav, toplu taşıma, toplu ibadet, turistik seyahat gibi fiziksel mesafeyi ortadan kaldıran etkinlikler nedeniyle COVID-19 tanısı alan, hastaneye yatan, yoğun bakım tedavisi gerektiren hasta sayılarında ciddi bir artış gözlenmektedir.

Türk Tabipleri Birliği Covid İzleme Kurulunun aylık raporları ile hastalık sayılarının açıklananın yaklaşık 9-10 kat olduğu, Tabip Odalarının veri paylaşımları, hatta valiliklerin, belediye başkanlarının açıklamaları ile hastalığın gerçek boyutu artık gizlenemez bir hal almıştır.

Gerçek verilerle bilgilendirilmeyen yurttaşlar, pandeminin ciddiyetini kavrayamamış, normalleşme ve başarı söylemleri ile rehavete kapılmışlardır. Ekonomik kaygıların öncelenmesi temelinde sürdürülen yanlış politikalar, sorunu çok daha fazla derinleştirmekte, salgının yıkıcı etkilerini artırmaktadır

Şimdi önümüzde sonbahar aylarının gelmesiyle artacağı bilinmekte olan influenza (grip) ile Covid-19 hastalığının birlikte görülmesi olasılığı kaygısı vardır. İki hastalığın aynı kişide bir arada görülmesi halinde bağışıklık sistemi daha da zayıflayacak; üzerine bakteriyel zatürre de eklendiğinde kusursuz fırtına/tsunami diye anılan tablo hastalığın ciddiyetini geri dönüşü olmayacak şekilde artırabilecektir. Bu nedenle bu sene influenza ve pnömokok aşılamaları belki de her zamankinden çok daha fazla yaşamsal önemdedir. 

Söz konusu fırtınadan korunmanın en önemli yolu DSÖ tarafından da açıklandığı gibi 6 aydan büyük herkesi kapsayacak şekilde toplumun grip aşısı ile aşılanmasıdır. Bu bilimsel gerçeklik aylar öncesinden kurumsal ve mesleki sorumlulukla Türk Tabipleri Birliği ve Tabip Odaları  tarafından halkın sağlık hakkını koruma ödevi olan Sağlık Bakanlığı`na defalarca hatırlatılmıştır.

Buna göre bu yıl en iyi ihtimalle >10 milyon doz aşı gerekmektedir.  Oysa Sağlık Bakanlığı,  bu yıl  1.5 milyon doz aşı siparişi verdiğini açıklamıştır. Aşı üretimini kendisi yapamayan ülkemiz  uluslararası piyasaların insafına kalmış durumdadır. 

Sağlık Bakanlığı bilimsel alt yapıdan uzak, anlaşılamaz şekilde oluşturduğu kriterlerce e-nabız uygulaması üzerinden kimlerin aşılanabileceği bir puanlama sistemi getirmiştir. Ancak temin edilen aşı dozu o kadar azdır ki, bu puanlama sisteminde kronik kalp-akciğer hastalıkları, bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananlar, yüksek tansiyonu olan hastalar için bile "İnfluenza açısından birinci öncelikli yüksek risk grubunda değilsiniz" ibaresi ile karşılaşılmaktadır. Söz konusu kriterler gereği toplumdaki bireylerden 10 kat daha fazla hastalığa yakalanma riski olan, özveriyle en ön cephede salgınla mücadele eden, en önemli risk grubunu oluşturan sağlık çalışanlarının aşıya ulaşamaması da hem hakkaniyet hem de toplumun korunması açısından kabul edilemez.

Unutulmamalıdır ki koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında aşıya ulaşım her bireyin hakkıdır. Dünya Tabipler Birliği`nin de belirttiği gibi halk sağlığı politikalarının temel ilkesi kapsayıcılık ve hakkaniyet olmalıdır. Oysa 2019 yılı verilerine göre, Türkiye 65 yaş üstü bireylere yapılan grip aşısı oranında %7 ile en düşük OECD ülkesi konumundadır.   

COVID-19 pandemisi ile mücadelede sağlığı merkeze alan ve toplum sağlığını önceleyen, önümüzdeki süreci buna göre planlayan bir iradeye ihtiyaç var. Var olan bilgi ve deneyimlerimiz ve salgın bilimi yönetimiyle bu kayıpları azaltmak mümkün. Türkiye`de salgının şeffaf, katılımcı, bütün olanakların toplum sağlığı için seferber edildiği, aklın ve bilimin yol göstericiliğinde, siyasi hesaplardan uzak yönetilmesini talep ediyoruz. 

ANTALYA MESLEK ODALARI EŞGÜDÜM KURULU

 

 


Okunma Sayısı: 11

Antalya Şube Kaynaklı Haberler »
Tüm Haberler »

Sayfayı Yazdır

   

Key Yazılım Çözümleri A.Ş.