İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ARAMA   WEBMAIL   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

15 NİSAN 2021, PERŞEMBE   

35

RANTSAL DÖNÜŞÜM DEĞİL, KENTSEL DÖNÜŞÜM İSTİYORUZ!

    Yayına Giriş Tarihi: 18.10.2012   Güncellenme Zamanı: 19.10.2012 11:07:51  Yayınlayan Birim: ANTALYA ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 18.10.2012 15:16:27

Bilindiği üzere, Ülkemizin çok önemli bir kısmı, başta deprem olmak üzere doğal afetlerin riski altındadır. Buna rağmen, mevcut yapıların büyük bir kısmının muhtemel afetlere karşı dayanıklı olmadıkları ve orta şiddetteki bir depremde bile ağır derecede hasar görüp yıkıldıkları, bundan dolayı sosyo-ekonomik problemlerin yaşandığı ve Devletin ve Halkımızın beklenmedik bir anda büyük maddi ve manevi külfetler ile karşı kaşıya kaldığı bilinmektedir.

Bilindiği üzere, Ülkemizin çok önemli bir kısmı, başta deprem olmak üzere doğal afetlerin riski altındadır. Buna rağmen, mevcut yapıların büyük bir kısmının muhtemel afetlere karşı dayanıklı olmadıkları ve orta şiddetteki bir depremde bile ağır derecede hasar görüp yıkıldıkları, bundan dolayı sosyo-ekonomik problemlerin yaşandığı ve Devletin ve Halkımızın beklenmedik bir anda büyük maddi ve manevi külfetler ile karşı kaşıya kaldığı bilinmektedir.

Afet riski altındaki alanlar ile riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, güvenli yaşama çevreleri oluşturmak üzere iyileştirme, tasfiye ve yenileme amacıyla yasal düzenleme sonucu "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Kanunu" Cumhurbaşkanlığınca onaylandı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının " Türkiye`nin büyük dönüşümü başlıyor" diyerek sunduğu kanunun yürürlüğe girmesiyle "yıkım" süreci hızlanmış olacak. Kanundaki riskli yapı ve riskli alan tanımları ile Türkiye`nin tamamının riskli alan ilan edilebileceği anlaşılıyor. Kamuoyu ve meslek odalarının görüşü dahi sorulmadan meclis gündemine getirilen tasarı meclis görüşmeleri sırasında hiçbir görüş ve itiraz dikkate alınmadan kanunlaştı. Kanun bu haliyle, toplumsal barış ve uzlaşı ortamını tehdit edebilecek, ileride telafisi güç sonuçlar doğurabilecek, vatandaşın devlete olan güvenini sarsabilecek, aidiyet duygusunu zedeleyebilecek sakıncalar içermektedir.

Bu kanun, bu haliyle, kentsel dönüşüm uygulamaları yanında, vatandaşın isteği dışında zor kullanılarak yapılacak yıkımlarla devlet eliyle afet yaratılmasına da neden olabilecektir.

Kanunun işleyişi sürecinde yaşanacak sonuçları şu başlıklar altında özetleyebiliriz.

Bütün Yetki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve TOKİ`de

644 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin uzantısı olarak bu kanunla birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile TOKİ`ye sınırsız yetki ve para kaynağı verilmiştir.

Bakanlık ve TOKİ riskli alanlarda, riskli yapıların bulunduğu taşınmazlarda ve rezerv alanlarda her türlü imar ve yapılaşma işlemlerini durdurabiliyor.

Ayrıca, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 644 Sayılı KHK 2. Maddesi gereği;

Gecekondu, kıyı alanları ve tesisleri ile niteliğinin bozulması nedeniyle orman ve mera dışına çıkarılan alanlar (2A, 2B) dâhil kentsel ve kırsal alan ve yerleşmelerde yapılacak iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamalarında;

Her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını, parselasyon planlarını ve değişikliklerini resen yapmak, yaptırmak, onaylamak ile resen ruhsat ve yapı kullanma izni vermek; iş ve işlemlerini yapabilmektedir.

Bu iş ve işlemleri yaparken yerel yönetimlerin yasalarından kaynaklanan yetkileri de fiilen ortadan kaldırılmış olmuyor mu?

 

Tespiti Yapılmayan Yapının Tapusuna İpotek ve Acele Kamulaştırma

* Vatandaş verilen süre içerisinde riskli yapıları masrafları kendinden olmak üzere tespit ettirecektir. Aksi takdirde Bakanlık, TOKİ veya belediyeler, bu tespitleri yapacaktır.

* Üzerindeki bina yıkılarak arsa haline gelen taşınmazlarda yapılacak uygulamalarda, paydaşların 2/ 3`ünün anlaşması yeterli olacak ve tapu kaydına müşterek ipotek konulacak. Karara katılmayanların arsa payları açık artırmayla satışa çıkarılacaktır. Diğer paydaşlar almazsa rayiç bedel Bakanlıkça ödenecektir.

* Anlaşma yoluna gidenlere geçici konut - işyeri tahsisi ve kira yardımı yapılabilir denilerek yardım keyfiyete bırakılmış, anlaşmayanlar ise bu yardımı alamıyor. Bu durum eşitlik ilkesine aykırı değil midir?

* Paydaşlar 2/ 3 çoğunlukla anlaşma sağlayamazlarsa, acele kamulaştırma yoluna gidilebilecek; bir başka deyişle vatandaşın tapulu anayasal mülkiyet ve barınma hakkı elinden alınabilecektir.

Dinlemem Elektrik, Su ve Doğalgazı Keser Yıkarım!

* Tespite itiraz 7 kişilik bir heyet tarafından karara bağlanacaktır. Bunlardan üçü bakanlıkta görevli kişiler, dördü ise Bakanlıkça belirlenen öğretim üyeleri olacaktır. Yani itirazların değerlendirilmesi ilgili bakanlığın tekelinde olacaktır.

* Riskli olmadığı halde, uygulama bütünlüğü bakımından Bakanlıkça gerekli görülen yapılar da Kanun hükümlerine tabi olacaktır. Yani yapınız risk taşımasa da riskli alan içerisinde kalıyorsa yıkılacak.

* Riskli tespiti yapılan yapıların elektrik, su, doğalgazı kesilecek, satışı ve kiralanması yasaklanacaktır.

* Riskli yapılar tebligattan 60 gün sonra yıkılacak; tespit ve yıkım masrafları için yapı sahipleri tapu kaydındaki payları üzerine müşterek ipotek konularak borçlandırılacaktır.

Hak Arama Özgürlüğü Yok Edildi.

Kanunda her ne kadar "Gönüllülük" esasına gönderme yapılmış ise de, zor kullanma yöntemleri tarif edilmiştir.

Riskli yapıların tespiti, tahliyesi ve yıktırma iş ve işlemleri ile değerleme işlemlerini engelleyenler suçlu ilan edilerek Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri gereği Cumhuriyet Başsavcılığı`na suç duyurusunda bulunulacaktır.

Riskli yapıların tespiti, bu yapıların tahliyesi ve yıktırılması iş ve işlemlerine dair görevlerinin gereklerini yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında da tabi oldukları ceza ve disiplin hükümleri uygulanacaktır.

* Bu uygulamalara karşı idari yargı davaları açılabilir, ancak mahkemeler yürütmenin durdurulması kararı veremezler. Yani, Hak arama özgürlüğü kısıtlanmaktadır.

  

Her Yer TOKİ`nin! Doğal ve Kültürel Varlıklarımız Tehdit Altında

Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri, hazinenin özel mülkiyetinde bulunan riskli ve rezerv alanlardaki taşınmazlardan kamu idarelerine tahsisli olanlar da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı`na ve dolaylı olarak TOKİ`ye devredilebilecek ve bu alanlar yapılaşmaya açılacaktır.

TOKİ`nin Türkiye`nin her yerinde; sınırsız yetki ve parasal kaynakla afet riski altındaki alanlar da bulunan riskli yapıların yıkılarak yenilenmesi veya rezerv yapı alanlarındaki her türlü yapıyı yapı denetimsiz olarak yapması ya da yaptırabilmesi, çelişki yaratmakta; gelecekte olması muhtemel deprem afetlerinin zararları konusunda endişelere neden olmaktadır. Bu durum, denetimin bağımsızlığı ilkesine de ters düşmektedir.

 TOKİ`ye devredilecek alanlar için engel teşkil edebilecek mevzuatlar ile kültürel ve tarihi varlıkların korunmasını amaçlayan bütün hukuk kuralları bertaraf ediliyor. Zeytincilik, orman, askeri yasak bölgeler, turizmi teşvik, kültür ve tabiat varlıklarını koruma, kıyı, mera kanunları gibi doğa- çevre- kültür varlıklarını koruyup geliştirmeyi amaçlanan kanunların, bu kanunun uygulanmasını engelleyici ve bu kanuna aykırı hükümleri de uygulamadan kaldırılmaktadır.

Devlet Eliyle Afet Yaratılmamalıdır!

Kanunun sınırsız yıkım / yapım kepçesinin kapsamına afet riski taşımayan, koruma altındaki kamuya ait taşınmazlar, tarım, mera alanları, zeytinlikler, orman arazileri ve SİT`ler de katılmıştır. Depreme dayanıklı yapı üretmeyle ilgisi olmayan bu araziler, kentsel dönüşüm bahanesiyle ve keyfi imar uygulamaları sonucu yapılaşmaya açılabilecektir.

 "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Kanunu" insan haklarına ve Anayasa`ya aykırı çelişki ve sakıncaları vardır. Uygulamada doğal afetten korunması amaçlanan halka afet yaşatacak türde bir kanun haline gelebilir.

 "Afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi için milli kentsel dönüşüm seferberliği düşüncesi, yurttaşı ve haklarını yok sayan, toplumsal barışa hizmet etmeyen, kamusal değerlerimizi hoyratça tahrip eden rantsal yıkımlara dönüşmemelidir."

Anayasanın 56. Maddesi; herkesin sağlıklı, dengeli ve güvenli bir çevrede yaşama hakkına sahip bulunduğunu hükme bağlamakta ve Devlete bu hususta görevler yüklemektedir. Yine Anayasanın 23 üncü maddesine göre Devlet, " sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek" ile görevlidir.

1 Haziran 2012

TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI ANTALYA ŞUBESİ

13. DÖNEM YÖNETİM KURULU

Cem OĞUZ - Haluk SELÇUK - Özgür ATA - Rıza ARSLANBAY - Onur GÜNAYDIN - Adil ÖZEN - Birkan ÇAKIR Gözde ŞANLILAR-Tuğba BİLDİRİCİ -M.Çağlar EKİNCİ-Ahmet EVCİ-Ö.Taylant BUDAK-Özer GENCAY-Tayyar TOKER


Okunma Sayısı: 1649

Antalya Şube Kaynaklı Basın Açıklamaları »
Tüm Basın Açıklamaları »

Sayfayı Yazdır

   

Key Yazılım Çözümleri A.Ş.